Yüzyıllık Yalnızlık Gabriel García Márquez
Zaman, bellek ve unutuş üzerine

Geçmişin bir yalan olduğunu, belleğin geri dönüş yollarını tıkadığını, geçmişe yönelen her baharın bir daha geri gelmeyeceğini ve en tutkulu, en çılgın aşkın bile sonunda geçici bir durumdan başka bir şey olmadığını öğrenecekti.
Zamanın ilerlemediğini, yalnızca bir daire etrafında dönüp durduğunu fark ettiğinde artık çok geçti. İnsanoğlunun en büyük trajedisi, yaşlandıkça yalnızlaşması değil; yalnızlaştıkça geçmişin aslında hiç var olmamış bir hayalden ibaret olduğuna inanmaya başlamasıydı. Çünkü her şey unutulmaya mahkûmdu ve geriye kalan tek şey, unutuşun o ağır ve kaçınılmaz sessizliğiydi.



