İçeriğe atla
Epigraflar Okuduğum kitaplardan, altını çizdiğim satırlar

Bir Bilim Adamının Romanı Oğuz Atay

Bir Bilim Adamının Romanı — Oğuz Atay

·parça·3 dk okuma

Bir Bilim Adamının Romanı kapağı


"Herkes hafızasından, hafızasının zayıf olduğundan kolaylıkla şikayet eder; fakat asla zekasından yakınmaz. Bilmez ki hafıza, zekanın bir unsurudur."

"Peki insanlar meşhur bir mukavemetçinin ne işe yaradığını anlayabilir mi? Derler ki meşhur fizikçi Einstein, bir toplantıda Şarlo'ya 'Siz büyük bir adamsınız,' demiş, 'Herkes sizi anlıyor, herkes size hayran.' Şarlo, 'Siz daha büyüksünüz,' diye itiraz etmiş: 'Size herkes, hiç anlamadığı halde hayran'."

"Profesörle birlikte yolda yürüyorlardı.Genç adam düşünüyordu, Mustafa İnan'a soruyordu: Şimdi ben ne yapacağım hocam? Birçokları gibi ben de büyük şehirde kaybolup gidecek miyim? Doğrusunu isterseniz korkuyorum. Biliyorum dedi Mustafa İnan. Bu 'eyyamcı' kalabalığın seline kapılabilirsin. Önce kaç puan tutturduğunun peşinde gidersin günlerce. Durmadan listelerde adını ararsın, gece yarılarına kadar radyoların başından ayrılmazsın. Sonra başkalarına imrenirsin bir süre: Önce 'yabancı ülkelerin ülkemizdeki okulları' denilen garip yaratığın binbir özenle yetiştirdiği gençlere için gider, onlar bu kadar puanı nasıl tutturdu diye hüzünlenirsin. Sonra özel dersanelerin yetiştirdiği yarış atlarını izlersin, aman ne hızlı koşuyorlar diye üzülürsün. Dünya bir yarıştır oğlum diyerek acele felsefeye başlarsın. Yarışa bir tur, iki tur, çok tur geriden başlayan yalınayak bir koşucunun telaşını yaşarsın. Antrenmansız bacaklarının yorgunluğunu duyarsın. Gerçi filmlerde, sonunda böyle koşucular kazanır yarışı, ama sen gene de bütün istikbalini filmlere bağlama. Düşün ki onlar daha küçük birer tay oldukları sırada, ilkokul pistinde koşarlarken terbiyecilere teslim edildiler. Anneler babalar, sıcak yaz günlerinde İngilizce, Almanca, İtalyanca, Fransızca ve Paraca eğitim yapan okulların bahçelerinde, kibar olduklarını bile unutarak birbirlerini çiğnediler, aman çocuğumuz yabancı seyislerin nezaretinde yetişsin dediler. Sen okula gitmek için belki kilometrelerce yol teperken, onlar taksi abonesi oldular ve iki adımlık okullarına sabahları evlerden toplanarak arabalarla götürüldüler. Onların durumu da bir bakıma acıklıydı: Sabah karanlıkları kaldırılarak test cambazlıklarını öğrenmek zorunda kaldılar uyku sersemi. Giriş imtihanlarında her gün başka bir okul sırasında sıcakta ter döktüler. 'Sakın yaptıklarını kimselere gösterme' diyen hırslı annelerinin uyarılarını unutup, birbirlerine gülümsediler, birbirlerinin kağıtlarına baktılar saflıkla. Onların durumunu endişeyle bahçeden izleyen büyüklerine el salladılar kaygısız. Belki sen o günlerde ırmağın kıyısında kamış yontuyordun ya da arkadaşlarınla taş sektirme oynuyordun. Belki onlar, sana oranla daha karanlık bir çocukluk yaşadılar. Sen hiç olmazsa, bu ürkütücü yarışı yaşamadın bir süre. Durmadan başkalarını iterek öne geçme bilinci aşılanmadı sana..."

Yorumlar

Yorumunuz okunduktan sonra yayınlanır.

Aynı raftan

Tutunamayanlar / Oğuz Atay

Disconnectus Erectus - Tutunamayanlar

Beceriksiz ve korkak bir hayvandır. İnsan boyunda olanları bile vardır. İlk bakışta, dış görünüşüyle, insana benzer. Yalnız, pençeleri ve özellikle tırnakları çok zayıftır. Dik arazide, yokuş yukarı hiç tutunamaz. Yokuş…

·parça

Tutunamayanlar / Oğuz Atay

Tutunamayanlar — Oğuz Atay

"Cennet, muhallebiden duvarlar demek değildir sayın yetkili! Cennet,insanların birbirlerini dinlemeleri demektir, birbirlerine aldırmaları, birbirlerinin farkında olmaları demektir.." ... "Beni bir gün unutacaksan, bir…

·epigraf